11 Aralık 2011 Pazar

hazırlık hikayesi dee burada biter.


yaouv bir uyumuşum.. sonra birr uyandım baktım saat gece 12ye geliyor. yahu yine yaptın yapacağını dedim filan. sonra kalktım filmlerin olduğu yere gittim daldırdım elimi çantaya, çektim bi film (tam bu sırada neyse halim çıksın filmim demek önemli.) sonra bi baktım zozo'yu çekmişim. izledim ve gayet de beğendim yani. şuan duygusal havam dağılıp gittiğinden duygularımı tam aktaramıyorum, kısmetse başka zamana artıkın.

daha da önemlisi ben bugün nihayet ulaşılması zor insan bal dekanla bi randevu ayarladım ve kapısına dayandım. dedim ki ''hoca, ne olacak bizim bu halimiz? bu adamlar kitapsız mı ben o sınavda 4 + buçuk saat nasıl oturayım? hadi oturdum diyelim, 4 + buçuk saat orda çıldırasıya oturmak için 185$ verilir mi be nalet adam'' dedim. (rakı içen fare:getirin ulen o kediyi bana) ''ayrıca %85 devam zorunluluğu ne demek biliyon mu sen?'' dedim. sonra gözlerimi gözlerine diktim ve, ''sen hiç üniversiteye başlayıp da lise kuralları altında eğitim sürmek ne demek bilir misin hoca'' dedim. adam orda dağıldı. ''durr daha fazla dinleyemiyciim nolur bu bahsi kapatalım ' dedi. ben de baktım herif yaşlı, ağırdan almak lazım dedim, yufka yüreem raad komadı beni. ''tamam hoca bu bahsi kapatıyoruz ammaa şunu bil ben o sınava da girmem devamlılık da yapmam arıza olmayın uleenn'' dedim. ben ağırdan alınca o da ayağını denk aldı. eyvallah ortaağ sen raad ol ben hallediciim o konuyu dedi, anlaştık herifle. çok güzel oldu çok da iyi oldu iyi de güzel oldu. ya da öyle bi'şeylerdi işte.

neyse ben zaten argo konuşmam. ama öyle bi'şeyler konuştuk neticede. adam beni mutlu etti blog. balmış meğersem. atalarımız da ne demiş? bal tutan parmağını yalar. bu durumda fırsatı değerlendirmek lazım. okulu bol keseden ekmek lazım. sene başından beri devam zorunluluğu var zannetmeme rağmen bol keseden ektiğim için de hiç de pişman değilim. -vazgeçtim- çok pişmanım. keşke daha çok ekseydim. ama kısmet artık önümüzdeki maçlara bakıcaz. ilk iş haftaya festivallere akalım.

bi de ben şuna kesinlikle inanıyorum ki , bazen uyumak lazım.

iyi geceler gençler, her nerede umutlanıyor veya hayal kırıklığına uğratılıyorsanız.

29 04 2011

bkz: tarihin tekerrür etmesi.





nasıl mı?

okuldan gelirken metrobüste kendi kendime hep aynı şeyleri söylüyorum. bu sefer gider gitmez üstümü değiştireceğim ve eşyalarımı direk katlayıp dolaba koyacağım. sonra bi kere olsun içimde bölümüm türkçe olduğu halde mecburi olarak ingilizce hazırlık okumaktan ötrü bilenmiş olan anarşist ders düşmanını yeneceğim ve birazcıcık da olsa ders çalıştıktan sonra az bir internet molası vererekten film izlemeye müteakip kitap okuyarak saat 12 olmadan uyuyacağım.

sonra okuldan geliyorum. üstümdekileri çıkarıp altıma bir tayt üstüme bir atlet aldıktan sonra hepsini söz hemen kaldırıcam diyerekten sandalyenin üstüne atıyorum. sonra odadaki kızlarla biraz muhabbet ettikten sonra artık o sırada çoktan gevşediğimden ''neyse dur iyisi mi ben bi internete gireyim yarım saat sonra da çıkıp işlerimi hallederim.'' moduna girdim mi zaten ayvayı yedim demektir. mesela en son öyle dediğimin üstünden saatler geçti ve ben hâlâ sandalyenin üstünde duran kıyafet yığınıyla karşı karşıya oturuyorum. aynı yığından bi de yatağın üstünde olduğunu düşünürsek ben gerçketen ayvayı yedim. planlarıma göre sırada eşyalarımı toplamama müteakip ders çalışma ve film izleme var. birini elemem lazım. bu tabi ki ders çalışmak. içimdeki anarşist yine kazanacak. olsun, ben zaten seviyorum onu. sonra ben film izleyeceğim. sonra gece geç yatacağım. sonra sabah yine geç kalacağım ve bitmek üzere olan devamsızlığım bi tane daha artacak. sonra derslerde hep uyuyakalacağım. o halde sınava gireceğim. hep pişman olacağım. sonra okul çıkışı metrobüse bindiğimde iç sesimle konuşup ona diyeceğim ki; ''bu sefer yurda gider gitmez üstümü değiştiricem ve...''

-hadi ordan.


19 04 2011

temizlik sıtayla


şimdi mesela 6 kişilik bir odada yaşıyorum ve benden başka kimsenin temizlik mevzuunu taktığı yok. haliyle her gün elimde süpürgeyle geziyordum ve oda dışına sadece banyoda bulaşık yıkamak için çıkıyordum. ya dedim, bir yerde bu işe dur demeli. bi süre yapmadım arkadaş. hatta uzun bi süre. sonra bi baktım bugün, oda bildiğin şey götürmek deyimiyle özdeşleşmiş. iş başa düştü dedim. gerisini anlatmak istemiyorum moralim bozuluyor. sabah bi başladım.. anca dineniyorum şuan. höh. anam ağladı be.

ayrıca, nerde o eski temizlikler azizim? ben anamın evindeyken aptalca bir şekilde de olsa, önce bi güzel bi mini elbise çekerdim üstüme. sonra annemin makyaj malzemeleriyle hafif rütuşlar. sonra saça biraz bi şekillenmeler. sonra da annemin topuklu ayakkabılar. en sonunda da kulaklıkları da taktım mı kendimi otomatikmen temizlik modunda hissederdim. yani herkesin kendince fantezileri vardır sonuçta, benimki de buydu işte. iyiydim yani ben öyle. bi de o süpürgenin borusunu tutarken kendini sahnede hissetme halleri.. dinlenilen şarkıya birlikte kendinden geçmeler. mesela liseye geçtiğim yaz tatilinde süpürge yapıp bir yandan da şebnem ferah-okyanus'u dinlerken kendimden geçip kafamı yardığımı hiç unutamam. o da öyle bi anım.

öyle yani.

30 04 2011

keyvörd


''3. yıldönümümüzde mi ?''

-come on dan.


biri şu akıllı işaret olayına acilen el atmalı.

mesela şey gibi, ''yeni terkedilenler için sakıncalı.''

tabi ki de kendimi de düşünüyorum ama bencil hissetmek istemezsem de bunun eksikliği sadece benim için zararlı değil diyebilirim. yeni terkedilen bir insanın closer izlemesi gerçekten de sakıncalı değil mi? o kadar çok ayrılıyorlar ki; birinde bulmazsanız öbüründe bulabilirsiniz kendinizi. alice'le dan'in ilk ayrılık sahnesi mesela. hani bazen bi'şeyler oturur ya insanın içine, yumruk yemiş gibi. iki göğsünüzün arası değil de, biraz daha sola doğru. kalp var diyorlar. sızlayınca anlayabiliyorum varlıığını. alice öyle konuşunca.. gerçekten bir kalbimin olduğunu anladım. hem de çok anladım. sanki yumruk yemedim de öküzler tepindi üstümde. sanki iki göğsümün tam ortasındaki yoldan bir tır geçti de tam yerine rast gelecek şekilde sola devrildi.

mado'da kızlarla otururken garson  yan masadaki biri kendini birşey zanneden iki yaşlı adama sıcak salep götürürken yanlışlıkla bardak devrildi de hem çocuk hem yaşlı adam yandı ama yetmezmiş gibi pislik herif herkesin içinde çocuğu rencide etti ya, çocuğun hem eli yandı hem de gururu incindi hani.. elinin yandığına bağıramadı bile. adama da sesini çıkaramadı. hani iğrenç duygular hissetti de susmak zorunda kaldı ya.

neyse ki alice susmadı, ikimizin de yerine konuştu.



30 04 2011


herkesin zaman zaman yeni sayfa açmaya ihtiyacı var sonuçta. bence öyle yani.