bir tatilin daha son günü. yarın istanbul'a dönüyorum. herkes için böyle mi bilmiyorum; ama bu geçiş dönemleri çok sıkıntılı oluyor bende. geldiğimde ne burası benim evim ne de istanbul'a gittiğimde orada kalıcıyım. insan artık belli bir yeri evi olarak bellemek oraya yapışıp kalmak ve gitse bile elinde sonunda döneceği yerin orası olduğunu bilmek istiyor. bi de insan bunları düşünmeye başlayınca arka fondan bi life for rent çalmaya başlıyor, o zaman fena. neyse bakalım değiştiremeyeceğimi anlayınca mezun olana kadar durumu kabullenip mezun olduktan sonra da lanet de olsa bir ev bulup evim diyebileceğim bir yer olmasına karar verdim. hayırlısı tabi.
bunlar da tatil notlarım:
1. bir kere kessinlikle 'anne yemeği'nin kendine has bir tılsımı var ve insan annesinin yanına giderken hep onun hayaliyle gidiyor. ama mesela anne yemeği yokken 49187329 tabak yeyip doymuyorsan anne yemeği varken 1 tabağı zar zor bitiriyorsun. belki de 'besle kargayı oysun gözünü' atasözünü bu anlamda midemiz için söylemişlerdir diye düşünüyorum. kendi içimizde kendimize düşman yetişiyor yahu! yine yiyemedim o benim için yapılan caaaanım yemeklerden, keklerden, kurabiyelerden.
2. bu genele vuramayacağım şahsi bir konu ama olsun. tabiki yine babamla kavga ettik. bana "evimizin düzenini bozma." dedi. evet resmen öyle dedi. anladım ki artık 'onların evi' diye bir kavram var fakat ben bu evin ahalisi başlığı altında bir yer edinemiyorum. kendi evim kategorisine en fazla alabileceğim ev bu ev olmasına karşın bu evden biri gibi görülmezken kendimi o evden gibi görebileceğim bir yer de yok. istanbul'daki de zaten mantar tarlası..
3. buraya zaten lise sondayken taşındığımız için o zaman da zaten sınavla falan filanla geçtiğinden çok da bir duygusal bağım yok. hiç duygulanmam zannediyordum ama lise sonda gittiğim okula bir ziyarete gidince duygulandığımı farkettim. ya da bir diğer ihtimal duygulanmak istedim. ne bileyim garipti işte.
4. erkek kardeş evden giderken ve eve döndüğünde asla aynı şekilde bulunamayacak bir şey. yahu bunların ikisi de benden küçüktü yani ben aslında onların ablalarıyım ama ne ara benim boyumu geçtiler ne ara ben daha dün onları kucağimda hoplatırken onlar beni havada çevirmeye başladılar anlayamadım. ayrıca ben istanbul'dayken gel artık filan diyorlar ama geldiğimde de en fazla 2 gün dayanabiliyorlar. 2 gün sonra "abla sen ne zaman gidecektin?" diye sormaya; ondan 2 gün sonra da "artık git!" diye isyan etmeye başlıyorlar. :) zor işler.
5. tatil ister 3 ay olsun, ister 5 ay olsun, ister 10 gün olsun hiç değişmiyor. 3 kısma ayrılıyor; 1. kısım yani ilk kısım uyuyarak, 2. kısım sıkılarak, 3. kısım da hadi valiz hazırlığıydı hadi banyosunydu şusuydu busuydu derken aslında ben meğersem anneme hiç doyamamışım diye serzenişte bulunarak geçiyor. :) yani ne kadar kalırsan kal zaten son kısımda doyamadığını anlıyorsun.
6. ciddi ciddi bende şeker hastalığı olduğunu düşündü annem. ama nolursa olsun bu konunun üzerine düşmemekte kararlıyım. düşünmek bile istemiyorum çünkü benim sonum olur.
7. mantarlardan babama dert yanamayacağımı, yanarsam da zararlı çıkacağımı biliyorum. o yüzden hiçbir şey diyemedim. ama içimde de kalmadı. o televizyon izlerken derslerden notlardan filan konu açıldı, arada başka şeyler varken ben birden içimde tutamadığımı farkettim ve dayanamayarak ağlamaya başladım. sebebini söyle(ye)medim. ama olsun, hiç değilse mutlu olmadığımı bilsin o da yeter. ne kadar aklına takar bilemem tabi...
8. yanıma küçük bi valizle büssürü kitap getirmiştim evdeki kitaplığa bırakıp ordaki yükümü hafifleteyim diye ama kıyıp da bırakamadım hiçbirini. şimdi tekarr geri götüreceğim istanbul'a. ayrıca anneler minimini bebeklerini nasıl bırakıyorlar hiiç anlayamadım..
işte bu tatil de böyle geçti gitti.
+ güz dönemi not ortalamam da 2.79. işte ben de bölüm 1.si olacaktım filan. hı hı.
hiçbir zaman iyi yazdığım hissine kapılarak yazmadım. benim için yazı yazmak kaka yapmak gibi. o yüzden de kabız olmamak için yazmak zorundayım.
kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Şubat 2012 Perşembe
gurbetçi ünv öğrencisinin ev notları #1
Etiketler:
aitlik hissi,
anne,
anne yemeği,
baba,
bebek,
ders,
dönem sonu,
düşman mide,
erkek kardeş,
ev,
kitaplar,
life for rent,
mantar,
müzik,
not,
şeker hastalığı,
tatil
8 Ocak 2012 Pazar
seviyorum uleyn!
okumadığım zamanlarda bile hep yanımda olsunlar istiyorum. kafamı çevirince göreyim. varlıklarını hissedeyim.
hiç sorgulamamıştım onlara neden bu kadar düşkün olduğumu. aslında ilginç çünkü bazen okumaktan deli gibi kaçıyorum ama yine de hep yanımda olsunlar istiyorum. ama sanırım artık kendimi böyle kabul ettiğimden olacak, hiç sorgulamadım niye böyle olduğunu. ama geçenlerde biriyle konuşurken fark ettim. sanırım bu çok fazla taşınmak zorunda olan ve çok fazla okul değiştiren biri olmamla ilgiliymiş.
bu zamana kadar tam 8 tane şehir, 4 tane dershane, 13 tane okul, 18 tane de sınıf değiştirdim. (e daha ne olsun?) bir nevi modern göçebelik yani. her yeni gittiğim yerde de bir köşeye oturtuverdiler sağolsunlar. ben ne zaman gitsem zaten insanlar çoktan yıllarını beraber geçirdikleri için ben ilk gittiğimde önce meraktan sorarlar ismimi cismimi ama ilk tenefüste herkes kendi dünyasında devam eder. kimse fark etmez köşede tek başına oturan ve kimseyi tanımayan, geldiği yer hakkında hiçbir şey bilmeyen bir kız olduğunu. hep böyle oldu işte hayatım. o yüzden yıllanmış arkadaşlıklar hakkında pek bir şey bilmem. uzun yıllar boyunca benimle kalabilen tek şey kitaplarımdır. ben o köşelerde sessiz sessiz otururken bana mecburi sessizliğimi ve yalnızlığımı unutturabilen yegane şeyler de onlardır. onların da kendi dünyaları var aslında ama yine de sonradan gelenleri kayırmazlar hiçbir zaman. hiç yabancılık çekmeden içlerinde buluverirsiniz kendinizi.
arkadaşımla konuşurken farkettim ki yanımda olmaları bana güven veriyor. ama 3-5 tane de yetmiyor öyle. çok olması lazım. verdikleri huzur o kadar fazla ki, her tatile gidip gelişimde üşenmiyorum battal boy bir kitap valizi taşımaktan. taşınabilir dost gibi yani. ben ağırlıklarına katlanıyorum onlar da karşılığında mutluluk veriyorlar. insanların yıllanmış dostlukları, anasınıfından beri beraber oldukları arkadaşları var ama olsun, benim de kitaplarım var işte. benimle birlikte taşınırlar, benimle birlikte okul değiştirirler, ben yalnızken beni hemencecik içlerine alırlar,.. okumadığım zamanlarda bile masamda yan yana birkaç kule halinde durdukları zaman bilirim ki onlar orada durduğu sürece asla yalnız değilim.
iyi ki varlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)