salak gibi özlemek, hâlâ deli gibi sevebilmek filan değil bu; başka bir şey. nitekim öyle bir insanı sevebilmem ve özleyebilem mümkün değil, değil mi? ama başka bir şey var işte. belki iyi bir şeyler yaşama özlemi; ama içimi acıtan, ama beni ağlatabilen, ama kendimi "keşke bunları yapmasaydı da karşılaşınca boynuna sarılıp ağlayabilseydim" diye düşünürken bulunca kendime sövdürten. biraz kızgınlıkla karışık. içimize sine sine özleme hakkımızı elimizden almasaydılar bari mesela. kendimizi 1 sene sonra hâlâ bu kadar çaresiz hissetmeseydik.
hiçbir zaman iyi yazdığım hissine kapılarak yazmadım. benim için yazı yazmak kaka yapmak gibi. o yüzden de kabız olmamak için yazmak zorundayım.
18 Haziran 2012 Pazartesi
17 Haziran 2012 Pazar
öyle bir dünya işte. garip.
o kadar şeyi yaptı yaptı yaptı, hepsi de yanına kaldı, şimdi de hiç gocunmadan çekinmeden istanbul'a geldi sevgilisiyle fink atıyor. buraya kadar herkese göre normal; ama süheylâ eyvah ya görürsem ya karşılaşırsak bunalımına girince bıdı bıdı. garip olan benim kafama takmam değil, onun sanki 3 sene birlikte olmamışızcasına rahat davranması. ilayda da istanbul'da olmadığı için kimseyle konuşamıyorum çünkü şu bir gerçek ki insanlar başlarına gelmeyen şeyi asla anlayamıyorlar fakat anlayamamakla kalmayıp yargılamaktan ve moral bozmaktan da hiç çekinmiyorlar. içimize içimize atmak zorunda olmamız çok kötü. 15 gün mesajlaşıp sevgili bile olmadığı bir çocuğu unutamayan kızlar karşımıza geçip "NAPALIM ÜZÜLMİCEKSİN KABULLENCEKSİN O MUTLU OLDU YAPTIKLARI DA YANINA KALDI AMA SENİN KADERİNDE BOKU YEMEK VARMIŞ ARTIK SURATINI ASMAKTAN VAZGEÇ VE EĞLEN BİRAZ" dediğinde böyle suratlarına okkalı bi tokat yapıştıramamak çok kotü. yapabileceğimiz bazen sadece en yakındaki tuvalete kapanıp ağlamak, sonra hiçbir şey olmamış gibi yeniden insanların arasına çıkıp güç gösterisi yapmak.
EVET O KADAR GÜÇLÜYÜM Kİ FERİŞTAHI GELSE BENİ YIKAMAZ HEYO HAVALAR DA ISINDI ARTIK HAYAT BANA GÜZEL DOSTLARIM GEZİYORUM VE EĞLENİYORUM ALPER'LE ŞILLIK SEVGİLISİNİ GÖRÜRSEM DE GÜLER GEÇERİM ÇOK DERT DEĞİL MİDE AĞRISINDAN UYUYAMAMAK GİBİ BİR PROBLEMİM DE YOK; KAFAYI YASTIĞA KOYAR KOYMAZ UYUYORUM VE ALIŞVERİŞ YAPMANIN BENİ MUTLU ETMESİNE İZİN VERİYORUM MUTLULUĞUMA NAZAR DEĞMESİN DİYE DE BEYNİMİN DÜŞÜNME FONKSİYONUNU ASLA KULLANMIYORUM YİYİP İÇİP EĞLENİYORUM SADECE GÜLÜYORUM AYAKTA UYUTULMUŞ OLMAK VE BANA YAPILANLAR HİÇ AĞRIMA GİTMİYOR, HAZMETME SIKINTISI DA ÇEKMİYORUM.
ÇOK MUTLUYUM.
23 Mayıs 2012 Çarşamba
telefonda arkadaşımla konuştum bugün. "ya iyisi mi ben yurda geçeyim, burdan daha beter olamaz nasılsa." dedim. o da bana "her daha kötüsü olamaz dediğinde senin için olabilecek daha kötü muhakkak var, farkına varamamış olamazsın değil mi?" dedi.
babam dindarlıkta gelinebilecek son noktalardan birinde olduğu için ve de bir baba olduğu için bu durumu ancak "yani şanssız demeyelim de; bazı insanların kader çizgileri ee yani ııı.. yani...." diye açıklayabiliyor. ama ee'den, ıı'dan sonrası gelmiyor mesela.
yeteri kadar anlatabildim mi ?
2 sene cemaat çilesi çekip fırsat bulduğum an "ay hadi kurtuldum bundan sonra artık her şey çok iyi olacak." deyip en yakın lise arkadaşlarımın yanına sığındım; şimdi bu sefer bunlar daha beter canımı okuyorlar. üstelik, yemin ederim, hiçbir suçum yok.
ne yapayım şimdi ben? insan çok dua ederse, hep etmeye devam ederse, ama her seferinde aynı şey olursa o zaman çaresiz hissetmez mi insan? umudu tükenmez mi hiç insanın? o da zaten başımıza gelebilecek en kötü şey değil mi?
20 Mayıs 2012 Pazar
yazmanın rahatlatıcı etkisini de tek harf bile yazamadığım zamanlarda fark ettim. şimdi de sırf biraz içimi dökebileyim diye zoraki yazıyorum. içimde tanımlayamadığım ilginç bir hal var. -çok arabesk olacak diye çektiğim acıların diyemiyorum- yaşadıklarımın beni olgunlaştırması mı diyeyim, büyük dibe vuruş öncesi sessizlik mi diyeyim, artık çoktan içime içime çökmüş olmak mı, yoksa acaba gerçekten önceden yeterince isyan edip bi faydasını da görememekle kalmayıp artık dersini alıp akıllanmış olmak mı, bilmiyorum.
yine yazamıyorum. huzur çok önemli, çok.
dua ederken hayırlısı demeyi her seferinde unuttuğumuz için oluyor sanırım bunlar. o cehennemlerden kurtulayım dedim, elime fırsat geçti hemen toparlandım çıktım ve ailemin izin vereceği yegane insanlar olan 2 lise arkadaşımın evine geldim. denize düşen yılana sarılıyor çünkü. ama ben zannediyordum ki her ne kadar bu ev okuluma 1buçuk-2 saat mesafede de olsa burada huzur bulabilirim. öyle değilmiş işte. sağ olsunlar geldiğime bin pişman ettiler. şimdi burada anlatamıyorum da ne olduğunu ama yakın çevremdeki herkes -ortak arkadaşımız olanlar da dahil- durumdan haberdar ve onların yorumu da benim bahtsız bedevi olduğum yönünde. çünkü gerçekten elimden gelebilecek hiçbir şey yok. insanın yaşadığı yerde huzurunun olması çok önemli bi'şey gerçekten. bir gün ben de "falanca yerde kalıyorum keyfim de yerinde oh valla ya" diyebilen birisi olabilecek miyim çok merak ediyorum.
15 Mayıs 2012 Salı
hadi en baştan başlayalım.
önce biraz huzura ihtiyacım var. sınavları ve psikoloji zirvesini atlattım, anneme gidiyorum. 2 gün boyunca dizinin dibinde ayrılmama kararı aldım. ayrıca deniz yolculuğu mükemmel. idobus'ü kim buldusa helal olsun. dilerim bir gün biri istanbul'dan izmir'e sırf deniz yoluyla gitmeyi de icat eder. ben şimdi anneme gidiyorum.
yolculuk güzel.
yolculuk güzel.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


